







Bağımlılığın bir irade zayıflığı değil, biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan bir hastalık olduğunun altı çizildi.
Programda Türkiye’de en sık karşılaşılan bağımlılık türlerine de değinildi. Tütün, alkol ve madde bağımlılığının yanı sıra özellikle son yıllarda kumar ve ekran bağımlılığında artış gözlendiği ifade edildi. Bu bağımlılıklara karşı Yeşilay’ın; önleyici eğitim çalışmaları, farkındalık kampanyaları, psikososyal destek hizmetleri ve rehabilitasyon merkezleri aracılığıyla bağımlılıkla çok yönlü mücadele yürüttüğü belirtildi.
Yeşilay Kayseri Rehabilitasyon Merkezi’ne başvuru süreci hakkında da bilgi verildi. Başvuruların çeşitli sağlık kuruluşlarının yönlendirmesi ile sağlandığı ifade edildi. Tedavi süresinin kişiden kişiye değiştiği, bağımlılığın türü, süresi ve kişinin psikososyal durumuna göre farklılık gösterdiği belirtildi. Merkezde yürütülen programların; bireysel psikolojik danışmanlık, grup terapileri, sosyal uyum çalışmaları ve rehabilitasyon temelli destekleri kapsadığı aktarıldı. Aynı zamanda tedavinin taburculukla sona ermediği, danışanların belirli aralıklarla takip edildiği ve yeniden başlama riskine karşı destek sürecinin sürdürüldüğü de vurgulandı.
Programda aile içi iletişimin bağımlılık üzerindeki etkisine dikkat çekildi. Sağlıklı iletişimin koruyucu bir faktör olduğu, suçlayıcı ve yargılayıcı tutumların ise süreci zorlaştırabileceği ifade edildi. Bağımlı bir yakını olan ailelerin profesyonel destek almaktan çekinmemesi gerektiği belirtildi. Programın sonunda bağımlılıkla mücadelede erken müdahalenin önemine dikkat çekildi. “Bağımlılık bir irade zayıflığı değil, tedavi edilebilir bir hastalıktır” mesajı yinelenerek, destek mekanizmalarına başvurmanın hayat kurtarıcı olduğu vurgulandı.
